< Anasayfa
 
  Köken, Kimlik, Aidiyet ve 'Öteki'
   
Köken Anlatıları
Kimlik ve Aidiyet
Öteki
Öteki
 

Türkiye'de Afrika kökenlilere yönelik, Amerika'dakine benzer bir ırk ayrımcılığı hiçbir zaman olmamıştır. Bunun tarihi, dinsel, ekonomik ve toplumsal pek çok nedeni var. Ama anne ya da baba tarafından Afrika kökenli olan farklı yaş ve eğitimden kişilerin yaşam öykülerine bakıldığında, gündelik yaşamlarında en az bir kez sözle tacize uğramış oldukları da görülmektedir.  

Rengi nedeniyle yaşamının herhangi bir döneminde "çevremden olumsuz bir davranış görmedim" diyenlerin çoğu köylerde yaşamaktadır.  Buna karşılık, rengi nedeniyle söz ya da davranışla en az bir defa tacize uğramış olduğunu ifade eden kentlilerin sayısı azımsanmayacak düzeydedir. Rengi nedeniyle çalışma ve eğitim yaşamında sıkıntı çektiklerini söyleyenlerin şehir merkezlerinde yaşayan 20-35 yaş arasında kişiler olması dikkat çekicidir. Özellikle eğitim veya iş nedeniyle Batı Ege dışında bulunmuş kişiler, kendilerine "yabancı" olarak bakıldığını, Türkçe konuştukları duyulduğunda insanların çok şaşırdıklarını, çevrelerindekilerin kendilerine "Pele", "Esmeray" gibi isimler taktıklarını ifade ettiler.

Bunun yanı sıra beyaz tenli Boşnak ya da Yörük eşleri olan Afrika kökenli kadınların bir kısmı, eşlerine kızdıklarında onlara "kırmızı kulak" dediklerini ifade ettiler.   

"İlk başta, ilkokula başlayana kadar tabii ki bu çevrelerdeyiz sürekli, insanlar tarafından tanınıyoruz ve insanlar benimsemişler beni. Ama ilkokula başladığımızda birden üç yüz dört yüz kişinin içine giriyorsunuz ve her mahalleden insanlar geliyor ve bir tek farklı siz varsınız ki. Ben vardım bu okulda, 7 Eylül İlköğretim Okulu'nda. Orada birden afallıyorsunuz, yani o zamana kadar sorgulamadığınız şeyleri sorgulamaya başlıyorsunuz 'ben neden böyleyim'... Ondan önce ailenin içinde babaanneniz öyle, dedeniz öyle, anneanneniz öyle, dayınız öyle, gördüğünüz herkes öyle. O zamana kadar ki yedi yaşına kadar böyle bir sorgulama içersine girmiyorsunuz. Daha sonra ilkokulda işte insanlar benim başıma toplandığında böyle işte 'aaa', işte elle gösterme, neyse o zaman başlıyor bir şeyler. Sonra yağmur yağdığında bu meşhur 'Arap kızı' şarkısı söylendiğinde o zaman falan farkına, kendinizin farklı olduğunuzun farkına varmaya başlıyorsunuz... Benim ilkokul anılarımdan bir tanesi [şöyle]. Saçlarımız kıvırcık olduğu için, işte hiç uzamadığı için, yukarıya doğru uzadığı için şey vardı hep, işte diğer kızın saçları böyle rüzgârda sallanırdı, benimki hep böyle dümdüz dururdu. O benim ... içimde kalan bir şeydir. 'Benim de saçlarım uzun olsun, benimki de düz olsun niye böyle olmuyor' falan. Çünkü her gün yarım saat önce uyanma, işte saçlarım annem tarafından taranır, işte açılması çok zor olduğu için ve de çok fazla gür olduğu için işte yarım saat bir acı dönemi böyle... Haaa 'ben niye beyaz değilim' diye bir şey yoktu, ama saçlarımın uzun olmasını istiyordum ve sallanmasını istiyordum... Daha sonra ilkokul zamanlarında, bahçelerde falan oyun oynadığımızda, babaannem işte çok şen bir kadındı, bizle zaman zaman oyun oynardı falan ... Mesela şeyi hatırlıyorum ben, çocukken işte oyun oynamaya falan çalışırken babaannem hep böyle Arapça bir şeyler söylerdi bize oyun oynarken, ama onu çok küçük hatırlıyorum, yani bir oyun repliği gibi bir şey sanırım. Arapça, çok kısa bir iki dakikalık bir şey söylerdi,  ama o zamanlarda işte sorgulamaya başlıyorum, 'Nasıl yani! Bizim başka bir dilimiz mi var' gibi, 'babaannem niye böyle ?'"
A. Sezer (26 yaşında/Torbalı/İzmir)

"İşte Arap diyorlardı, işte 'bizim gibi değilsin' diyorlar, 'buralı değilsiniz' diyenler oluyordu. 'Acaba' diyordum ben de, 'Türk müyüm? Değil miyim?' Şüphelere giriyordum bazen! Ama şimdi hiç kafama bile takmıyorum, yani o zaman demek ki çocuklukmuş. İnsanın hoşuna gitmeyen şeyler oluyor. En son işte lisede falan artık normal karşılamaya başladım bunları. Ondan sonra, lise bittikten sonra iş başvurularına başladık.  Bir süpermarkete  iş başvurusu için gittim ben. Sınava girdik, sonra sınavı kazandım mülakat için çağırdılar. Mülakat için çağırdıklarında orda, işte bize o görev yapan kişi, ismini bilmiyorum, şimdi hatırlamıyorum, 'buraya giremezsin' dedi, 'bu işyerine giremezsin' dedi. 'Neden' dedim, 'işte' dedi, 'tenin farklı' dedi. O zaman çok şaşırmıştım, çok üzüntü duymuştum." E.Biberci (26 yaşında/Kuşadası, Aydın)

Bu başlık altında ARAMA yapmak için tıklayınız.

Proje HakkındaOsmanlı'da KölelikMüzik, Edebiyat, Radyo ve Sinemada KarakterlerSporcular
BibliyografyaGaleri  Arama  Duyuru ve Haberler
Türkçe | İngilizce | Site Haritası | Arama | İletişim